“Yolları olduğu gibi koruduk!” dedi gururla ‘Kentsel Dönüşüm
Uzmanı’. Evet, bunu gerçekten dedi. 2005 yılında İstanbul Büyükşehir
Belediyesi, Fatih Belediyesi ve TOKİ ortaklığıyla kabul edilen bir proje. Buradaki
‘ortaklık’ failleri işaret ediyor aslında. Kurulan inisiyatifler, açılan
davalar, iptal edilen projeler, hazırlanan alternatifler, yardım çığlıkları. Yıl olmuş 2014. Ölen ölmüş, dönüşen dönüşmüş, kovulan kovulmuş; sağ kalmamış.
Kentsel dönüşüm furyası tüm hızıyla sürmekte. Balat, Emek
Sineması, Haliç Tersaneleri, Tarlabaşı... Saymakla bitmeyen projelerin özünde tek
bir slogan var: ‘Yeni bir yaşam merkezi!’ Kim için? Nasıl bir yaşam? Görevini
birazcık yanlış anlayan devletimiz Robin Hood’un kötü ikiz kardeşi edasıyla
fakirden alıp zengine vermeye devam ediyor. Sulukule örneklerden sadece biri.
İnsanların evlerini korkutarak, kandırarak, zorbalıkla
ellerinden alıp onları parasını ödeyemeyecekleri, içine girip yaşayamacakları
ve hatta ulaşamayacakları yeni yerlere gönderirseniz ne olur? Geri gelirler! Çünkü
sokağın ne demek olduğunu bilen bir insan apartmanın tepesinden bakamaz
dünyaya. Kapısının önünde çekirdek çitleyen, komşusuyla muhabbet eden bir
kadının midesini bulandırır merdivenler. Ve en önemlisi toprak yiyen bir çocuk
bilir dört duvar ile oynanmadığını. Evet, evleri dönüştürebilirsiniz, kent
dokusunu dönüştürebilirsiniz, hatta yaşamları dönüştürebilirsiniz; ama bazı
insanları dönüştüremezsiniz.
Sahi tam olarak neyi dönüştürüyorlar ki? Sulukule özelinde bu
soruya verilebilecek en doğru yanıt ‘renkleri’dir sanırım. Sarı, mavi, yeşil,
turuncu, mor, kırmızıyı alıp kahverengi ve beyaza çevirdiler. Birbirinin
aynısı, sıra sıra evler yaptılar. İçlerinde
birbirinin aynısı insanlar oturacak sıra sıra. Yollar korundu ama!
Üzerinde oynayacak çocuk, kenarında oturacak insan olmadıktan sonra o yollar ne
işe yarayacaksa? Sulukule öyle bir yer ki,
500 yıl boyunca çingenelerin evi olmuş. Onlarla birlikte eskimiş,
dönüşmüş ama karakterini kaybetmemiş. Adı her söylendiğinde herkesin aklında
aynı imgeyi canlandırabilmiş yıllar boyunca. Şimdinin Edirnekapısı ise
dibindeki tarihi surlara inat herhangi bir tatil beldesine koysanız
sırıtmayacak bir proje. Temperli Kedi olarak üşenmedim, sizin için koydum Sırıtmadı.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder