17 Haziran 2015 Çarşamba

ALTERNATİFLERİ ALALIM



Ağır kapitalizme maruz kalmış genç dimağlarının olmazsa olmazıdır s**tir olup gitmek. Duvarların arasında geçen ömürlerimiz en azından bir kere bu isteğe şahit olmuştur: Aslında her şeyi bırakıp gideceksin uzaklara!” Fazla teknoloji bunaltır adamı çünkü. Fazla kapitalizm burnunu tıkayıp ağzına huniyle su döküyorlarmış gibi hissettirir. Ama insan bir boğulma hissi bağımlısıdır aynı zamanda. Kuşatılma alanlarının birinden çıkayazarken ötekinde bulur kendini. Ve şikayet etmek dışında bir şey yaptığı pek görülmemiştir. İnsan, bir köklerini salma meraklısıdır.
Bu kadar dibe battığımızdan olsa gerek, farklı oluşumlar da hızla çoğalıyor. Birileri gerçekten alternatif barınma, beslenme şekilleri deniyor. Burada bahsi geçen şey tabi ki organik modası değil. Organik diye satılan şeylerin çoğunun saçmalık olduğu artık bilinen bir gerçek. Tür içi ayrımlar o kadar arttı ki, bazı insanlar maaşlarını hevesle beklerken (biliyorum onlar da kapitalizme, emperyalistlere ve yahudilere çok kırgın), bazıları saman balyalarından ev yapıyor. Eğer biraz daha evrimleşmeyi başarabilseydim, çok daha fazlasından bahsederdim. Ancak burnumuzun dibinde var olup da çoğumuzun haberdar olmadığı yerlerden sadece birini seçebildim.
Lisinia Doğa adında bir Yaban Hayatı Merkezi var Burdur’da. İnternet sitesinde yazan bilgilere bakılırsa 2005 yılında Veteriner Hekim Öztürk Sarıca tarafından Burdur Gölü’nün kıyısında temelleri atılmış. Doğadaki tüm canlı ve cansız varlıklar arasındaki sonsuz uyumu,özellikle son 30 yılda doğanın kirlenmişliği ve bunun yansıması olarak da ortaya çıkan kanseri gören Sarıca, kendini adadığı doğal hayatın sürmesi ve gelecek nesillere aktarılması için kolları sıvamaya karar verir.Merkez projeleriyle alternatifin peşinden koşuyor. Lisinia hiçbir maddi destek almadan çalışmalarına devam ettiği için burası gönüllü olarak çalışabileceğiniz bir yer. Eğer burada çalışmak isterseniz kalacak yer ve yemeğiniz karşılanıyor. En azından gidip biraz toprakta yalınayak koşmalık bir yer gibi duruyor.

Bir yandan yarın nasıl kalkacağımı düşünüp bir yandan bunları yazarken Thoreau utanmadan Ormana gittim çünkü bilerek yaşamak istedim. Yaşamın yalnızca asıl gerçeklerine yönelmek ve öğretmiş olduğu şeyleri öğrenip öğrenemediğimi görmek için ve bir de ölüm kapımı çaldığında, aslında hiç yaşamamış olduğumu düşünmemek için gittim ormana…” diye bas bas bağırıyor 160 sene öncesinden. Benimse elimde paket kuru meyvelerim, glutensiz bisküvilerim ve bana organik diye kakaladıkları tavuk b*klarımla kafam çok karışık.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder